3 Ocak 2011 Pazartesi

Beynimiz gittikçe küçülüyor


Kolaylıkla kabul görecek bir iddia olmasa da insan zekasının gittikçe gerilediği öne sürülüyor.



Yani çalışmaya göre insan beyni geçtiğimiz 20.000 yıllık süre içinde kademeli olarak küçülmekte. Söz konusu küçülme, kafatasının iki milyon yıllık büyüme sürecinden sonra başlamış. Üstelik bu durum, cinsiyet ve ırk ayrımı gözetmeksizin dünyanın tamamı için geçerli.
Wisconsin Üniversitesi’nden antropolog Dr. John Hawks, son 20.000 yıl içinde erkek beyin hacminin 1.500 santimetreküpten 1350 santimetreküpe gerilediğini, bu kaybın da yaklaşık bir tenis topu hacmine eşit olduğunu ifade ediyor. Araştırmacı, dişiler için de aynı durumun söz konusu olduğunu belirtirken, bu küçülmenin mutlak suretle zekada bir gerilemeye yol açmış olabileceği anlamına gelmeyeceğini söylüyor.
Bu görüşe katılan ve küçülen hacme karşın çok daha verimli çalışan bir beyne sahip olduğumuzu savunan bilimcilere karşın bunun tam tersini iddia eden araştırmacı sayısı hiç de az değil.


Beynin neden küçüldüğüne ilişkin bir çok teori mevcut. Bunlardan bir tanesi büyük beyin hacminin Üst Paleolitik Dönem’de hayatta kalabilmek için gerekli olan soğuk dış ortam aktiviteleri için yaşamsal öneme sahip olduğu ve sonrasında buna ihtiyacın kalmadığı yönünde. Bir diğeriyse tavşanlar, geyikler, tilkiler ve atlarla besin rekabetine girmiş olan insanın sürekli çiğnemeye yönelik olarak kafatasının büyüdüğü ve daha kolay yenebilir besinlere yöneldikçe bu ihtiyacın da ortadan kalktığı şeklinde.
Bazı uzmanlarsa, doğum sırasında yüksek sayıdaki bebek ölümlerinin gerçekleştiği bir dönemin bulunduğunu ve bu süreçte sadece daha güçlü olan büyük kafatasına sahip bireylerin hayatta kalabildiklerini savunuyorlar. Zaman içerisinde bebek ölümlerindeki azalmaya bağlı olarak daha küçük kafataslı bireyler de hayatta kalabilmeyi başarmışlar. Böylece küçük kafatası frekansı da artış göstermeye başlamış.
Missouri Üniversitesi’nden David Geary ve Drew Bailey, kafatası büyüklüğünün 1,9 milyon yıl öncesinden 10.000 yıl öncesine değin nasıl bir değişim geçirdiğini açıklamak üzere çalışmışlar. Ekibin bulgularına göre popülasyon yoğunluğunun düşük olduğu dönemde kafatası büyüklüğünde bir artış görülmüş. Fakat popülasyon seyrek halinden kurtulmaya başladığında büyüklükte gerileme kendini göstermiş.
Araştımacılar bulgulara ilişkin olarak karmaşık toplumların oluşumuyla birlikte hayatta kalabilmek için zeki olma ihtiyacı da ortadan kalkmış olduğundan beynin de küçülmeye başladığını düşünüyorlar.
Dr. Hawks ise beynin sahip olduğumuz enerjinin yüzde 20’sini tükettiğini ve bu enerji miktarını düşürebilmek için beynin de küçülmeye gittiğini fakat bunun zekada azalma yerine tam tersine bir etki yarattığını öne sürüyor.

ntvmsnbc

2 yorum:

Denge dedi ki...

Zekanın yani ;Karmaşık toplumların oluşumuyla birlikte hayatta kalabilmek için zeki olma ihtiyacı da ortadan kalkmış olduğundan beynin de küçülmeye başladığını düşünüyorlar.

maddeye katılıyorum

zehra binnur önen dedi ki...

kafatasının büyüklüğü ile yada beynin küçük olması zeka ile doğru orantılı değildir zaten.Eğer akıl ile beynin büyüklüğü doğru olsaydı en büyük beyinli insanlardan biri olan lord Byron (2200gram) zeki bir insan olmasına karşın,onun yarısı kadar beyne sahip bir Albert Einstein olamamıştır? bence aynı zamanda teknolojinin gelişmesi ile beynimizin yapması gerekenleri makinalara yüklersek beynin küçülmesi gayet normaldir. En güçük hesaplarda bile hesap makinasına başvurmak gibi.