18 Mayıs 2015 Pazartesi

Neden Uyuruz?

Uyku yaşamımızın zorunlu parçalarından birisidir. Fakat uyku anımıza dair biraz düşünürseniz, yaptığımız şeyin biraz tuhaf bir süreç olduğunu görürsünüz. Her günün sonunda bilinçsiz ve felçli gibi bir an geçiriyoruz. Evrimsel süreçte uyku, atalarımızı vahşi hayvanların saldırılarına açık hale getirmiştir. Ancak hala sürdürdüğümüze göre, evrensel olarak bütün memeliler ve diğer canlı grupları için ortak olan bu sürecin muhtemel riskleri çeşitli açılardan evrimsel bir avantaj sağlıyor olmalı.
Bu alanda yapılan araştırmalar oldukça yavaş kaldı. Fakat elde edilen son bulgular araştırmacılara neden uyuduğumuz ve uyuduğumuzda neler olduğuna dair umut verici yeni bakış açıları sağlıyor.

Neden Uyuruz?

Hiç dolaştırmadan söyleyelim; aslında bilimciler bu konuda henüz tam olarak emin değiller. Fakat yaygın olarak, araştırmacılar uykunun vücudumuza güç verdiğine ve özellikle de beynin kendisini yenilediğine inanıyorlar. Son dönemlerde araştırmacılar uyku sürecinin içerdiği bazı detayları ortaya çıkardılar.
Gün içerisinde beyin hücreleri, yeni deneyimlerin sonucu olarak beynin diğer kısımlarıyla bağlantılar kurarlar. Uyku sırasında, kurulan bağlantıların önemli olanları güçlendirilirken, önemsiz olarak nitelendirilenler ise budanırlar. Uykusuz bırakılan fareler üzerinde yapılan deneyler bu güçlendirme ve budama süreçlerinin uyku sırasında meydana geldiğini gösteriyor.
uyku-beyinde- bazi-aglari-guclendirip-buduyor-bilimfiliUyku aynı zamanda beynin “temizlenmesi” için de bir fırsat oluyor.
New York’taki University of Rochester Medical Centre ‘dan Prof. Maiken Nedergaard öncülüğündeki bir grup araştırmacı, farelerde beyni atık kimyasallardan temizleyen sıvı-dolu mikroskobik bir kanal ağının varlığını keşfetti. Prof. Nedergaard 2013 yılında yayımladığı bu çalışması için BBC’ye yaptığıaçıklamada; bu temizleme sürecinin beynin “kapalı” olduğu anlarda meydana geldiğini söylemişti.
“Bu süreci şöyle hayal edebilirsiniz; bir ev partisi veriyorsunuz. Ve parti sırasında ya ziyaretçilerle beraber eğleneceksiniz ya da evi temizleyeceksiniz, bu iki işi aynı anda yapmanız pek mümkün değildir.” 

Yeteri Kadar Uyumadığımızda Ne Olur?

Uyku eksikliği vücut hücrelerindeki genlerin “davranış” biçimlerini değiştiriyor.
Surrey University’den araştırmacılar genlerdeki “alevlenmenin”; gen aktivitesinin arttığına işaret ettiği bulgusuna ulaştılar. Araştırmacılardan Dr. Malcolm von Schantz; genlerin tıpkı stres anlarındaki gibi uyku eksikliğine de tepki gösterdiklerini düşünüyor.
Dr. Schantz bu durumu şöyle yorumluyor:
“Geçmişte stres anlarında atalarımızın vücutları, genlerdeki bu “alevlenmenin” aktifleşmesiyle vahşi hayvanlar ya da diğer insan düşmanlarından gelecek muhtemel saldırıların etkilerini azaltma yoluyla kendilerini bir yaralanmaya hazırlıyorlardı.”
Dr. Schantz BBC’ye yaptığı açıklamada:
“Bu durum vücudun yaralanma için bir uyarılmış halde olmasını sağlıyor ancak herhangi bir yaralanma olmuyor. Bu da uykusuzluk ile olumsuz sağlık durumları –örneğin kalp hastalıkları ve çarpıntı– arasındaki bağa dair bir açıklama getiriyor” diyor.
Modern zamanlarda bir yaralanmaya hazırlık faydalı bir tepkinin oluşmasına sebebiyet vermese de, aslında bağışıklık sisteminde meydana gelen bir aktivasyon kalp hastalıkları ve çarpıntı riskini artırabilir.

Yorgunken Düşünmekte Neden Zorluk Çekeriz?

Yarı uyur yarı uyanıklık durumu “sersemleşmiş” hissettiğimizde beynimizde tam olarak ne olduğunun ifadesidir.
Araştırmalar; uykusuzluk halinde insan beyninin birçok kısmının yarı uyur yarı uyanık halde olduğunu gösteriyor. Balinalar ve yunuslar üzerine yapılan çalışmalar; bu hayvanların yarı uyur yarı uyanık halde oldukları sırada yüzmeye devam etmek için beyinlerinin yarısını kullanmaya devam ettiklerini ve hava almak için yüzeye çıktıklarını gösterdi.
İnsanlar üzerinde yapılan bir çalışmada ise benzer durumun bizim beyinlerimizde de meydana geldiği gösterildi. Denekler uykusuz kaldıkça, uyanık halde iken beynimizin bazı kısımlarının inaktif halde olduğu görüldü.
Üstelik belli uyku bölgeleri beyinde hareket ediyor. Böylece, her ne kadar yatağa gittiğimizde bir an uyanık olduğumuzu düşünsekte, sonrasında birdenbire uykuya dalarız, bu durum devamlı bir sürecin önemini arz ediyor olabilir.

Rüya Görmenin Rolü Nedir?

ruya-bilimfilicomBu soru psikiyatristlerin özellikle de Carl Jung ve Sigmund Freud‘un sınırlı bir başarı ile cevaplamaya çalıştıkları bir soruydu. Günümüze daha yakın bir zamanda ise, Japonya’nın Kyoto şehrindeki ATR Computational Neuroscience Laboratories ‘den bir grup araştırmacı rüya-okuma makinesinin inşasıyla bu sorulara yanıt aradılar.
Araştırmacılar; deneklerden MRI tarama altında uyumalarını istediler ve beyinlerindeki değişimleri kaydettiler. Daha sonra denekler uyandırıldılar ve nasıl bir rüya gördüklerini araştırmacılara anlatmaları istendi.
Sonrasında, ekip rüya içeriklerini 20 ayrı kategoriye göre sıraladılar. Ardından araştırmacılar; hikayeleri, beynin görsel bilgi işlemeden sorumlu alanlarındaki aktiflik değişimlerine göre karşılaştırdılar ve arada buldukları korelasyon ile şaşkına uğradılar. Hatta öyle ki; deneğin gördüğü rüyayı listeledikleri 20 farklı kategoriden hangisine ait olduğunu %80 doğruluk payıyla tahmin edebildiler.
Bu cihaz oldukça kabataslak bir alet fakat rüyalarımızda neler olduğu hakkında detayları görebilme noktasında atılan ilk adım olarak nitelendirilebilir ve araştırmacılara neden rüya gördüğümüz hakkında daha fazla veri sunabilir.

Modern Yaşam Uyku Düzenimizi Nasıl Etkiliyor?

Birkaç çalışma ampullerin insanların gündüz algısının değişmesine neden olduğunu ve daha az uykuyu ortaya çıkardığını gösteriyor. Ortalama olarak bir nesil öncemizden 2 saat daha geç uyanıyoruz.
2008 yılında US Centres fo Disease Control’ün örnekleri Amerika olan araştırmasında; Amerika’daki çalışan yetişkin bireylerin 50 yıl öncesine göre 10 kat artarak yaklaşık üçte birinin bir gecede 6 saatten daha az uyuduklarını bildirdi.
elektronik-cihaz-kullanimi-uyku-bilimfilicomÖte yandan Harvard Medical School’dan Prof. Charles Czeisler yaptığı bir çalışmada ise; uykudan önce elektronik okuyucu (en. electronic reader) kullanan insanların uykuya geçiş sürelerinin uzadığı ortaya koyuldu. Bu cihazların uykudan önceki kullanımları; vücudun biyolojik saatini düzenleyen hormon olanmelatonin seviyesini düşürüyor ve sabahları uyanmakta zorluk çekmeye sebep oluyor.
Makalenin yayınlandığı tarihlerde, geçen 50 yılda ortalama uyku süresi ve uyku kalitesinde bir düşüş olduğunu söyleyen Prof. Charles Czeisler:.”
“Daha fazla insanın okuma, iletişim ve eğlence için elektronik cihazları seçmesinden beri, önemli düzeyde uyku eksikliği çeken özellikle çocuklar ve ergenlerde epidemiyolojik araştırmalar bu cihazların sağlık üzerindeki uzun vadedeki sonuçlarını değerlendiriyor ve bu konuda acil önlemler alınmalı” diyor.

0 yorum: