22 Kasım 2015 Pazar

Batıl İnançları Sarsmak Neden Zordur?

Maç günü taraftarlar uğurlu formalarını giydiklerinde, giydikleri kıyafetin bir takımın performansını etkileyeceğini düşünmenin mantıksız olduğunu bilirler. Ne var ki; yine de bunu yaparlar.
Hatta son derece eğitimli, zeki, duygusal kararlılığa sahip olan insanlar bile; düşünmenin ve inanmanın mantıksız olduğunu bildikleri batıl inançlara inanabiliyor ve bu doğrultuda davranışlar gerçekleştirebilir.
University of Chicago Booth School of Business’tan çıkan ve Psychological Review’da yayımlanan bir araştırmada, Yrd. Doç. Jane Risen; ‘insanların; inançlarının mantıksız bir tarafını (ya da tamamının mantıksız olduğunu) farkettikleri zaman bile mantıksız inançlarının (batıl inançlar kastediliyor) düşüncelerine, hislerine ve davranışlarına etki edebileceğini’ tespit ettiğini açıklıyor.
Risen’ın anlattığı üzere; mantıksız bir düşünceyi –tespit- etmek ve bu mantıksızlığı (söz gelimi ‘hata’yı) düzeltmek –doğrulamak– birbirinden farklı iki ayrı süreçtir. Şu ana kadar üretilmiş birçok ikili-sistem bilişsel modeller ise bunun aksini söylemekteydi ve bu iki süreci tek olarak ele almaktaydı. Ancak Risen’ın bakış açısı bir insanın mantıksız bir düşünceyi tespit edip, ondaki hatayı düzeltmeme veya doğrulamama yolunu seçmemesinin altındaki mekanizmayı açıklıyor. Kendisi bu süreci “acquiescence” (tr. uysallık, kabul etme) olarak adlandırıyor.
Risen’a göre bir hata tespit etmek için tüm şartlar uygun olsa da – insanın mantıklı olmak ve davranmak için gerekli motivasyonu ve de yeteneği olması, mantıksızlık içeren önerme veya içeriğin hatayı açıkça belli etmesi, hatanın son derece görünür olması vb. –  insanın sezgisi yine de üstün gelebiliyor.
Batıl ve sezgisel düşünce üzerine yapılan bu araştırma ne kadar ‘tespit’ ve ‘doğrulama’ süreçlerini birbirinden ayırsa da; daha kapsamlı / geniş uygulamalar da bir o kadar gerçeği yansıtabilir. Uysallık kavramının/sürecinin sezgisel düşünceyi nasıl ortaya çıkardığını anlamak hayatın diğer alanlarında da insanların yanlış ve mantıksız olduğunu bildikleri şeylerin doğrultusunda nasıl davrandıklarına dair kavrayışımızı geliştirebilir.
Bir takım değişkenler, sezgilerin mantıklı düşüncelerin önüne geçmesine sebep olacak durumlar yaratmaktadır. Örneğin, insanlar mantıksız olduğunu bildikleri düşünceleri, o durumun özel olduğunu düşünerek sezgilerini mantık süzgecinden geçirdiklerine inanarak kabul edebilirler. Bu noktada eğer mantıklı olanın götürüsü, mantıksız olandan daha çok ise, kabul etme (acquiescence) daha da güçlenecek ve yerleşecektir.
Bu noktada örnek olarak insanların (belki internetin yaygın olmadığı zamanlarda daha çok örneği görülebiliyordu) kendilerine gelen bir mesajda ‘mesajı belli sayıda insana iletmezlerse ölecekleri veya kötü şans getireceği’ söylendiğinde, mesajı iletmenin bir götürüsü olmayacağından bu mesajı iletmeleri örnek olarak gösterilebilir.
Araştırma, insanların evde , işte, sosyal hayatta nasıl karar verdiklerinin incelenmesinde uygulanabilecek sonuçları ve yöntemleri bulunuyor. Düşüncenin etkin bir biçimde değişmesini sağlayacak müdahaleler, doğru bilişsel süreci hedeflemeyi gerektirir, araştırmanın yazarına göre ise bunun da başı tespit ve doğrulama süreçlerinin ayrı süreçler olduğunun fark edilmesi olabilir.

0 yorum: